İçeriğe geç
Doç. Dr. Ülkü Akyol Ardıç — Çocuk ve Genç Psikiyatristi
Çalışma alanı

Çocuk ve Ergenlerde Anksiyete Bozuklukları

Her çocuk zaman zaman korkar; kaygı, tehlikeye karşı geliştirilmiş normal ve koruyucu bir duygudur. Sorun, kaygının varlığında değil; çocuğun yaşamını daraltmaya başladığındadır. Aşağıda normal kaygıyı bozukluktan ayıran çizgiyi, belirtilerin yaşa göre nasıl göründüğünü ve — çoğu ebeveynin hiç duymadığı — ailenin farkında olmadan kaygıyı nasıl besleyebildiğini güncel bilimsel kaynaklara dayanarak anlattık.

Hazırlayan ve tıbbi olarak inceleyenDoç. Dr. Ülkü Akyol Ardıç · Çocuk ve Genç Psikiyatristi tarihinde güncellendi
Dünyada görülme sıklığı
%6,5
Türkiye'de (işlevsellik ölçütüyle)
%5,3
Terapiyle iyileşme
Yaklaşık yarısı
En sık başlangıç
Okul öncesi ve ilkokul

Kısaca

Anksiyete bozuklukları, çocuğun yaşına uygun olmayan yoğunlukta ve süreklilikte kaygıyla giden, günlük işlevselliği bozan ruhsal bozukluklardır. Çocukluk çağının en sık görülen ruhsal sorun grubudur; dünyada çocuk ve ergenlerin yaklaşık %6,5'inde görülür. Bilişsel davranışçı terapi etkili bir tedavidir ve ebeveyn davranışını değiştirmeye odaklanan yaklaşımlar da benzer etkinlik gösterebilmektedir.

Normal kaygı nerede biter, bozukluk nerede başlar?

Kaygı kendi başına bir hastalık değildir. Karanlıktan korkan bir dört yaşındaki, sınav öncesi heyecanlanan bir ortaokul öğrencisi ya da ilk gün annesinden ayrılmakta zorlanan bir birinci sınıf öğrencisi normaldir. Bu korkular gelişimin parçasıdır ve çoğu zaman kendiliğinden geçer.

Anksiyete bozukluğundan söz edebilmek için kaygının çocuğun yaşına ve durumun gerçek tehlikesine göre orantısız olması, süreklilik göstermesi ve çocuğun günlük yaşamını — okulunu, arkadaşlıklarını, uykusunu — bozması gerekir.1 Dünya Sağlık Örgütü'nün ICD-11 sınıflandırmasında bu tablolar "kaygı ve korkuyla ilişkili bozukluklar" başlığı altında toplanır.2

Başlıca türleri

Ayrılık kaygısı

Bakım verenden ayrılmaya karşı yaşa uygun olmayan yoğunlukta tepki. Okula gitmeme, yalnız uyuyamama ve ayrılık öncesi karın ağrısı sık görülür.

Sosyal kaygı

Başkaları tarafından değerlendirilmekten yoğun korku. Derste söz almama, tanımadığı kişiyle konuşamama, doğum günü davetlerinden kaçınma.

Yaygın anksiyete

Pek çok konuda süregelen, kontrol edilemeyen endişe. "Ya geç kalırsak", "ya hasta olursan" gibi sorular gün boyu tekrarlanır.

Özgül fobi

Belirli bir nesne ya da duruma karşı yoğun korku: köpek, iğne, yükseklik, kusma. Kaçınma davranışı hayatı daraltacak düzeye ulaşabilir.

Panik atak ve panik bozukluğu

Ani başlayan, çarpıntı ve nefes darlığıyla giden yoğun korku nöbetleri. Ergenlikte daha sık görülür.

Seçici konuşmazlık

Evde rahatça konuşan çocuğun okul gibi belirli ortamlarda hiç konuşamaması. İnatçılık değil, kaygının bir görünümüdür.

Belirtiler nasıl görünür?

Çocuklar kaygılarını yetişkinler gibi "endişeliyim" diye anlatmaz. Kaygı çoğu zaman bedende, davranışta ya da öfkede görünür. Bu yüzden sık sık yanlış okunur: "şımarıklık", "inat", "ilgi çekme" gibi.

KanalSık görülen belirtiler
BedendeKarın ağrısı, baş ağrısı, bulantı, çarpıntı, nefes darlığı, sık tuvalete gitme, uykuya dalamama, kâbus
DavranıştaKaçınma, oyalanma, sürekli soru sorup güvence isteme, yapışkanlık, öfke patlaması, ağlama, okula gitmeme
DüşüncedeEn kötü ihtimali düşünme, "ya olursa" döngüsü, hata yapma korkusu, mükemmeliyetçilik, dikkatini toplayamama
Kaygı üç ayrı kanaldan görünür — çoğu ebeveyn yalnızca üçüncüsünü kaygıyla ilişkilendirir.

Yaşa göre değişen görünüm

DönemÖne çıkan kaygılar
Okul öncesiAyrılık, karanlık, yalnız uyuma, yabancılar, hayvanlar
İlkokulOkula gitmeme, kötü bir şey olacağı endişesi, sağlık kaygıları, doğal afetler
OrtaokulSosyal değerlendirilme, sınav kaygısı, akran ilişkileri, dış görünüş
LiseGelecek ve performans kaygısı, panik belirtileri, sosyal medya kaynaklı karşılaştırma

Ne zaman bir uzmana başvurulmalı?

  • Kaygı nedeniyle okula gitmekte zorlanıyor ya da devamsızlık başladıysa
  • Yaşıtlarının katıldığı etkinliklerden düzenli olarak kaçınıyorsa
  • Uykuya dalamıyor, gece sık uyanıyor ya da yalnız uyuyamıyorsa
  • Bedensel yakınmalar (karın/baş ağrısı) tekrarlıyor ve tıbbi bir neden bulunamadıysa
  • Sürekli güvence arıyor; aynı soruyu defalarca soruyorsa
  • Ailenin günlük düzeni çocuğun kaygısına göre şekillenmeye başladıysa
  • Kaygı haftalardır sürüyor ve şiddeti azalmıyorsa
  • Çocuk kendini "korkak" ya da "beceriksiz" olarak tanımlamaya başladıysa

Bu maddelerden biri size tanıdık geldiyse

Değerlendirme için randevu alabilir, sorularınızı telefonda konuşabilirsiniz.

0552 538 28 81

Ne sıklıkta görülür?

Anksiyete bozuklukları çocukluk çağının en sık görülen ruhsal sorun grubudur. Dünya genelinde 41 ülkeden verileri birleştiren meta-analizde çocuk ve ergenlerde herhangi bir anksiyete bozukluğu yaygınlığı %6,5 (%95 GA 4,7–9,1) bulunmuştur; aynı çalışmada herhangi bir ruhsal bozukluğun yaygınlığı %13,4'tür.3

%6,5
Dünyada anksiyete bozukluğu

Meta-analiz3

%5,3
Türkiye — işlevsellik ölçütüyle

Ulusal çalışma4

~%50
Terapi sonrası iyileşme

88 çalışmanın derlemesi5

Türkiye verisi

Türkiye'de 30 ilde, 6–13 yaş arası 5.830 çocuğun temsili örneklemiyle yürütülen ulusal çalışmada (EPICPAT-T) anksiyete bozuklukları, DEHB'den sonra ikinci en sık tanı grubu olmuştur: işlevsellikte bozulma ölçütü aranmadığında %16,7, arandığında %5,3.4 Bu çalışmanın ikinci yazarı Doç. Dr. Ülkü Akyol Ardıç'tır.

Ailenin kaygıya uyum sağlaması: iyi niyetle kurulan tuzak

Bu bölüm, kaygılı bir çocuğun ebeveyni için sayfadaki en işe yarar bilgi olabilir. Aileler, çocuklarının acı çekmesini engellemek için doğal olarak devreye girer: sorusunu tekrar tekrar yanıtlar, korktuğu durumdan kurtarır, onun yerine konuşur, yatağına alır. Bunların hepsi sevgiyle yapılır — ve hepsi kısa vadede işe yarar; çocuk anında rahatlar.

Sorun uzun vadededir. Araştırmalar, ailenin bu şekilde uyum sağlamasının çocuğun kaçınmasını sürdürdüğünü ve yüksek düzeydeki uyum sağlamanın daha ağır kaygı belirtileriyle ilişkili olduğunu göstermektedir.6 Çocuk her kurtarıldığında, "o durumla baş edemeyeceğim" inancı bir kez daha doğrulanmış olur.

Sık görülen uyum sağlama davranışları

  • Aynı güvence sorusunu her gün defalarca yanıtlamak
  • Çocuk korktuğu için okula ya da etkinliğe göndermemek
  • Çocuğun yerine konuşmak, sipariş vermek, selam vermek
  • Çocuğun yatağında yatmak ya da onu yatağa almak
  • Korkulan nesneyi ya da konuyu evde tamamen konuşulmaz kılmak
  • Aile planlarını çocuğun kaygısına göre kurmak
  • Kaygı yaratan durumdan kaçınmak için yalan söylemek ya da bahane üretmek

Bu davranışların hiçbiri hatalı ebeveynlik değildir — hepsi sevginin doğal sonucudur. Ama fark edilmediğinde kaygıyı besler.

Amaç uyum sağlamayı bir anda kesmek değildir — bu çocuğu yalnız bırakmak olurdu. Amaç, kurtarmanın yerine destekleyici bir tutum koymaktır: çocuğa hem kaygısını anladığınızı hem de onunla baş edebileceğine inandığınızı aynı cümlede iletmek. Bu geçiş bir plan dahilinde ve kademeli yapılır.

Nedenleri

Anksiyete bozukluklarının tek bir nedeni yoktur. Kalıtsal yatkınlık, çocuğun doğuştan gelen mizacı (özellikle yeni durumlara temkinli yaklaşma eğilimi), yaşam olayları ve çevresel etkenler birlikte rol oynar.

  • Ailesel yatkınlık — anne babada kaygı bozukluğu öyküsü sık rastlanır
  • Mizaç — yeni ve belirsiz durumlarda geri çekilme eğilimi (davranışsal ketlenme)
  • Yaşam olayları — taşınma, okul değişikliği, kayıp, boşanma, hastalık
  • Öğrenme — çocuk, çevresindeki yetişkinlerin tehlikeye verdiği tepkiyi model alır
  • Ailenin kaygıya uyum sağlaması — nedeni değil, ama sürdürücüsü

Sık karşılaşılan yanlış bilgiler

Üstüne gitmezsek zamanla geçer.

Kaçınma kaygıyı kısa vadede azaltır, uzun vadede büyütür. Çocuk korktuğu durumdan her uzaklaştığında, o durumla baş edemeyeceği inancı pekişir. Tedavinin özü, kademeli ve desteklenmiş biçimde o duruma yaklaşmaktır.

Karın ağrısı bahane, okula gitmemek için uyduruyor.

Kaygının bedensel belirtileri gerçektir; çocuk numara yapmıyordur. Karın ağrısı, bulantı ve baş ağrısı kaygının en sık bedensel görünümleridir. Elbette tıbbi nedenler önce dışlanmalıdır.

Kaygılı çocuk sessiz ve ürkek olur.

Her zaman değil. Kaygılı bir çocuk zorlandığı duruma girmesi istendiğinde öfke patlaması, bağırma ya da direnme gösterebilir. Bu tablo çoğu zaman "davranış sorunu" olarak okunur ve altındaki korku gözden kaçar.

Terapi işe yaramazsa yapacak bir şey kalmaz.

88 çalışmanın derlendiği Cochrane incelemesine göre bilişsel davranışçı terapiden sonra çocukların yaklaşık yarısı birincil anksiyete bozukluğundan iyileşmektedir.5 İyileşmeyen yarı için başka yollar vardır: ebeveyn temelli yaklaşımlar, terapinin biçim ve yoğunluğunun değiştirilmesi, gerektiğinde ilaç.

Çocuk terapiye gelmiyorsa hiçbir şey yapılamaz.

Yapılabilir. Randomize bir çalışmada yalnızca ebeveynle çalışılan program, çocukla doğrudan yapılan terapiye eşdeğer sonuç vermiştir.6 Ergenlerde terapiye direnç sık görüldüğü için bu bulgu pratikte çok değerlidir.

Tanı nasıl konur?

  1. 1

    Görüşme

    Kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda ortaya çıktığı, çocuğun nelerden kaçındığı ve ailenin buna nasıl tepki verdiği ayrıntılı olarak ele alınır. Görüşmenin bir bölümü çocukla baş başa yapılır.

  2. 2

    Bedensel nedenlerin dışlanması

    Tekrarlayan bedensel yakınmalar varsa tıbbi nedenler dışlanır. Tiroid işlev bozuklukları ve bazı ilaçlar kaygıya benzeyen tablolar yaratabilir.

  3. 3

    Okuldan bilgi

    Kaygı çoğu zaman evde ve okulda farklı görünür. Öğretmen gözlemleri, özellikle sosyal kaygı ve seçici konuşmazlıkta belirleyicidir.

  4. 4

    Ölçek ve değerlendirme araçları

    Gerekli görüldüğünde yaşa uygun ölçekler kullanılır. Bunlar tanıyı tek başına koymaz; şiddeti ölçmeye ve izlemde karşılaştırma yapmaya yarar.

  5. 5

    Ayırıcı tanı ve eşlik eden durumlar

    DEHB, özgül öğrenme güçlüğü, otizm spektrum bozukluğu ve depresyon araştırılır. Örneğin öğrenme güçlüğü fark edilmemiş bir çocukta okul kaygısı, kaygı bozukluğu gibi görünebilir.

Tedavi yaklaşımları

Bilişsel davranışçı terapi

Çocuk ve ergenlerde anksiyete bozukluklarında kanıt düzeyi en yüksek yaklaşımdır. 88 çalışmanın derlendiği Cochrane incelemesi, terapinin tedavisiz izleme göre üstün olduğunu ve çocukların yaklaşık yarısının birincil anksiyete bozukluğundan iyileştiğini bildirmektedir.5 Yöntemin özü kademeli maruz bırakmadır: korkulan durumla, çocuğun baş edebileceği küçük adımlarla ve destek eşliğinde karşılaşmak.

Ebeveyn temelli yaklaşımlar

Ailenin kaygıya uyum sağlamasını azaltmayı hedefleyen programlar, randomize çalışmada çocukla doğrudan yapılan terapiye eşdeğer etkinlik göstermiştir.6 Çocuğun terapiye gelmeyi reddettiği durumlarda özellikle değerlidir.

Okul düzenlemeleri

Devamsızlık başladıysa okula dönüş bir plan dahilinde ve kademeli yapılır. Sunum ve sözlü sınav gibi kaygı yaratan durumlar için geçici uyarlamalar planlanabilir; ancak amaç kaçınmayı kalıcılaştırmak değil, kademeli olarak kaldırmaktır.

İlaç tedavisi

Her çocukta gerekmez. Belirtiler ağır olduğunda, terapiden yeterli yanıt alınamadığında ya da çocuk terapiye katılamayacak kadar zorlandığında gündeme gelebilir. Karar, çocuğun bireysel değerlendirmesi sonrasında aileyle birlikte verilir ve düzenli izlem gerektirir.

Evde yapabilecekleriniz

  1. 1Kaygıyı inkâr etmeyin, büyütmeyin de. "Korkulacak bir şey yok" yerine "zor olduğunu biliyorum, ama bunu yapabilirsin" daha işe yarar — ilk cümle duyguyu geçersiz kılar, ikincisi hem anlar hem güven verir.
  2. 2Güvence sorularına sınır koyun. Aynı soruya defalarca cevap vermek rahatlatır ama döngüyü besler. "Bunu bir kez konuştuk, sana güveniyorum" demek başta zor, sonuçta iyileştiricidir.
  3. 3Kaçınmayı kademeli azaltın. Hedef bir anda en korkulan duruma girmek değil; küçük, başarılabilir adımlarla ilerlemek.
  4. 4Cesareti övün, sonucu değil. "Korkmana rağmen denedin" cümlesi, işin bitip bitmediğinden daha önemlidir.
  5. 5Uykuyu koruyun. Uykusuzluk kaygıyı, kaygı uykusuzluğu büyütür; bu döngüyü kırmak çoğu zaman ilk kazanımdır.
  6. 6Ekran ve haber akışını sınırlayın. Özellikle afet ve şiddet içerikleri, kaygılı çocuklarda belirtileri belirgin biçimde artırır.
  7. 7Kendi kaygınızı fark edin. Çocuklar tehlikeye verilecek tepkiyi çevrelerindeki yetişkinlerden öğrenir; sizin sakinliğiniz doğrudan bir müdahaledir.
  8. 8Sabahları erken başlayın. Aceleyle geçen sabahlar okul kaygısını tetikleyen en yaygın günlük etkendir.

Sık sorulan sorular

Çocuğumun kaygısı normal mi, yoksa bozukluk mu?

Belirleyici olan kaygının şiddeti değil, hayatını daraltıp daraltmadığıdır. Korku durumun gerçek tehlikesine göre orantısızsa, haftalardır sürüyorsa ve çocuğun yapabildiği şeyler azalıyorsa (okula gitme, arkadaşla oynama, yalnız uyuma) değerlendirme gerekir.

Karın ağrısı gerçekten kaygıdan olabilir mi?

Evet. Kaygının bedensel belirtileri gerçektir; çocuk numara yapmıyordur. Karın ağrısı, bulantı ve baş ağrısı çocuklarda kaygının en sık görülen bedensel karşılıklarıdır. Yine de tekrarlayan yakınmalarda önce tıbbi nedenler dışlanmalıdır.

Okula göndermezsem rahatlar mı?

Kısa vadede rahatlar, uzun vadede kaygı büyür. Her kaçınma, çocuğun "baş edemem" inancını pekiştirir ve dönüş her gün biraz daha zorlaşır. Doğru yaklaşım tamamen zorlamak da değildir; okula dönüş kademeli bir plan dahilinde yapılır.

Kaygı bozukluğu tedavi edilebilir mi?

Evet, tedaviye iyi yanıt veren bozukluklardandır. 88 çalışmanın derlendiği Cochrane incelemesine göre bilişsel davranışçı terapi sonrası çocukların yaklaşık yarısı birincil anksiyete bozukluğundan iyileşmektedir. İyileşmeyen yarı için de başka seçenekler vardır.

Çocuğum terapiye gelmek istemiyor, ne yapabilirim?

Yapabileceğiniz çok şey var. 124 çocukla yürütülen randomize bir çalışmada, yalnızca ebeveynle çalışılan ve ailenin kaygıya uyum sağlamasını azaltmayı hedefleyen program, çocukla doğrudan yapılan terapiye eşdeğer sonuç vermiştir. Özellikle ergenlerde bu yol pratik bir çözüm sunar.

Sürekli aynı şeyi soruyor, cevap vermeli miyim?

Güvence arama kaygının tipik bir davranışıdır. Her tekrarda cevap vermek çocuğu anlık rahatlatır ama döngüyü besler. Soruyu bir kez yanıtlayıp sonrasında çocuğa güven ilettiğiniz bir tutuma geçmek daha iyileştiricidir. Bu geçiş bir plan dahilinde ve kademeli yapılmalıdır.

İlaç kullanmak zorunda mıyız?

Hayır. İlaç her çocukta gerekmez; ilk basamak tedavi psikoterapidir. İlaç, belirtiler ağır olduğunda, terapiden yeterli yanıt alınamadığında ya da çocuk terapiye katılamayacak kadar zorlandığında gündeme gelir. Karar aileyle birlikte verilir.

Kaygı bozukluğu kalıtsal mı?

Ailesel yatkınlık gerçektir; anne babada kaygı öyküsü sık rastlanır. Ancak yatkınlık kader değildir. Çocuğun mizacı, yaşam olayları ve ailenin kaygıya verdiği tepki de belirleyicidir — ve bu sonuncusu değiştirilebilir bir etkendir.

Kaynaklar

Bu sayfadaki sayısal veriler ve tanı ölçütleri aşağıdaki yayınlara dayanmaktadır. İşaretli kaynaklar, Doç. Dr. Ülkü Akyol Ardıç'ın yazarları arasında yer aldığı çalışmalardır.

  1. 1

    Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition, Text Revision (DSM-5-TR) — Anxiety Disorders

    American Psychiatric Association (2022). American Psychiatric Publishing, Washington DC.

  2. 2

    ICD-11 — Anxiety or fear-related disorders (6B00–6B0Z)

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) (2019/2021). International Classification of Diseases, 11th Revision.

  3. 3

    Annual Research Review: A meta-analysis of the worldwide prevalence of mental disorders in children and adolescents

    Polanczyk GV, Salum GA, Sugaya LS, Caye A, Rohde LA (2015). Journal of Child Psychology and Psychiatry, 56(3):345–365.

  4. 4

    The prevalence of childhood psychopathology in Turkey: a cross-sectional multicenter nationwide study (EPICPAT-T)

    Ercan ES, Akyol Ardıç Ü, Yüce D, Karaçetin G, Tufan AE, ve ark. (2019). Nordic Journal of Psychiatry, 73(2):132–140.

    Yayına gitDoç. Dr. Ülkü Akyol Ardıç ortak yazar
  5. 5

    Cognitive behavioural therapy for anxiety disorders in children and adolescents

    James AC, Reardon T, Soler A, James G, Creswell C (2020). Cochrane Database of Systematic Reviews, Issue 11, CD013162.

  6. 6

    Parent-Based Treatment as Efficacious as Cognitive-Behavioral Therapy for Childhood Anxiety: A Randomized Noninferiority Study of Supportive Parenting for Anxious Childhood Emotions

    Lebowitz ER, Marin C, Martino A, Shimshoni Y, Silverman WK (2020). Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 59(3):362–372.

Bu sayfadaki bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Tanı ve tedavi kararları, çocuğunuzun bireysel değerlendirmesi yapılmadan verilemez. Bir sağlık sorunundan şüpheleniyorsanız lütfen bir hekime başvurun.

İlgili sayfalar

Aklınızdaki soruyu bugün konuşalım

Telefonla ulaşabilir ya da numaranızı bırakabilirsiniz. Formu bırakırsanız uygun olduğumuz ilk saatte biz size dönüş yaparız.

0552 538 28 81

Çalışma saatleri için arayın

Sizi biz arayalım

1 / 2

Size nasıl yardımcı olalım? Tek dokunuş yeterli.